Haksız rekabet

< Geri dön

Haksız rekabet mevzuatıyla, dürüst olmayan davranışlar yaptırıma bağlanmakta ve ekonomik özgürlüğün kötüye kullanılması yasaklanmaktadır.

İktisadi rekabetin dürüstlük kurallarına aykırı davranışlarla kötüye kullanılması haksız rekabettir. Buna karşılık belirli mal ve hizmetlerin sağlanması, üretimi, dağıtımı ve fiyatlarının etkilenmesi amacına yönelik rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar ya da belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumun kötüye kullanılması rekabet hukukunun konusuna girer. İşletmelerin, yasal olmayan rekabete (haksız rekabete) ve rekabetin yasal olmayan şekilde sınırlamalara tabi tutulmasına karşı korunması hukukun görevleri arasındadır. Bunlardan ilki haksız rekabet ikincisi ise rekabet hukukunun ilgi alanına girer. Ülkemizde haksız rekabet ile rekabet hukuku zaman zaman birbirine karıştırılmaktadır.

Yeni Ticaret Kanununa göre haksız rekabet, aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı diğer davranış kurallar ve uygulamalardır. Bu çerçevede başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma, özellikle şu haller haksız rekabettir:

  1. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleriyle karıştırılmaya yol açan önlemler almak,
  2. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak,
  3. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak verilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde bundan yararlanmak,
  4. Kendisinin bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle onlardan yararlanmak.

İşte tam burada fikri mülkiyet-haksız rekabet arasındaki ilişki ve bunlar arasındaki koruma çizgisinin ne olduğu sorusu akla gelmektedir. Ülkemizde tasarım ve faydalı model gibi konulara ilişkin ilk düzenleme 1995 yılında gerçekleşmiştir. Mahkemeler, 1995 öncesinde konuya ilişkin düzenlemenin olmayışını da dikkate alarak özgün tasarım, faydalı model ve hatta tescilsiz buluş, marka ve diğer ayrıt edici ad ve işaretleri haksız rekabet mevzuatıyla korumuştur.

1995 yılında fikri mülkiyet mevzuatımızda yapılan reforma rağmen Yargıtay’ın uygulamasında bir değişiklik olmamıştır. Bu yüzden sözgelimi, tasarımı yeni ve ayırt edici olmadığı için iptal edilen bir kişi ticaret mahkemesine gidip haksız rekabet hükümlerine dayanarak dava açtığında bu davayı kazanabilmektedir. Böylece süreye bağlı bir hak süresiz olarak haksız rekabet hükümleriyle korunabilmektedir. Özetle, fikri mülkiyete ilişkin mevzuat ile haksız rekabet mevzuatı arasındaki ilişkinin nerede başlayıp nerede biteceği konusunda uygulamada tam bir kaos yaşanmaktadır.